Bu yazımızda sizlere 9.Sınıf Simyadan Kimyaya Konu Anlatımlı Ders Notlarını Pdf, video konu anlatım, çıkmış sorular, resimli örnekler vb. materyaller eşliğinde anlatmaya çalışacağız.

    SİMYADAN KİMYAYA

Eski dönemlerde insanlar Aristo nun önerdiği dört ana elementin ( toprak, su, hava, ateş ) varlığına inanıyorlardı. Bu dört elementin farklı şekilde bir araya gelmesiyle farklı  maddelerin oluştuğu kabul edilmiştir. Ortaçağ döneminde bazı insanlar basit metalleri değerli olan altına çevirerek belli bir güce sahip olmayı hedeflemişlerdir. Bazı insanlar ise ; insan vücuduna yönelik çalışmalar yaparak ,hastalıkları iyileştirmek ve ölümsüzlük iksirini elde etmek istemişlerdir.

Bilimsel dayanağı olmayan sınama yanılma yoluyla yapılan bu işlemler  simya olarak adlandırılır.

NOT: Sizlere daha iyi ve güncel ders notu sunabilmek için kendimizi sürekli yeniliyoruz. Sizlerde son eklenen güncel ders notları ve eğitim haberlerinden anında haberdar olmak istiyorsanız sitemize Üye Olarak bildirimlerden anında haberdar olabilirsiniz.
ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN

 

ESKİ ÇAĞLARDA KEŞFEDİLEN MADDELER

Eski çağlarda insanlar kendi faydalarına olan şeyleri keşfetmeye başlamışlardır;

  • Barınmak için ağaçları oymuşlardır
  • Yaptıkları çanak ve  çömleklerde yiyeceklerini saklamışlardır.
  • Bazı bitkilerden  güzel kokular ve tedavide kullanılan ilaçlar elde etmişlerdir
  • Güzel  görünmek için gözlerine kohl (sürme) çekmişlerdir.
  • Önemli ticaret maddesi olan tuzu bulmuşlardır
  • Giysilerin boyanmasında boya olarak; Kıbrıs taşı (FeSO4), şap ve alizarin gibi maddeler kullanılır.

SİMYA

Eski çağda insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak için deneme yanılma yoluyla keşfettikleri deneyimler daha sonra onların zengin ve ölümsüz olma hayallerine kapılmalarına sebep olmuştur.

Değersiz madenleri  altına çevirme, bütün hastalıkları iyileştirme ve ölümsüzlük iksirini bulma uğraşına simya ( alşimi ), bu işle uğraşanlara da simyacı denir.

Simya bir bilim değildir; fakat simyacılar kimya bilimine geçişin öncüleri olmuşlardır ve pek çok deneysel  araç  ve gerecin gelişmesine olanak sağlamışlardır. Simyacıların bu çalışmaları sonucunda mürekkep, boya , seramik, cam , esans, metallerin işlenmesi, barut, sülfirik asit ( zaç yağı ), nitrik asit  ( kezzap) ve hidroklorik asit (tuzruhu) gibi maddeler elde edilmiştir.

Simyanın kimya bilimine katkıları;

  • Bazı karışımları elde edilmişlerdir.
  • Deneysel araç ve gereçler bulunmuştur ( imbik )
  • Kimya deneylerinde de kullanılan bazı yöntem  ve işlemler geliştirilmiştir.
  • Kimya  bilimine geçişte kullanılan bazı maddelerin özellikleri tespit edilmiştir.

Simyacıların kullandığı yöntemler ;

imbik (damıtma)

 

ELEMENT KAVRAMININ TARİHSEL GELİŞİMİ

Demokritos  tüm maddelerin bölünmeyen ( atom ) parçacıklarından oluştuğunu ileri sürerken karşıt görüşlerin öncüsü olan Aristo ve Platon ise tüm maddelerin dört elementten ( hava, su, toprak, ateş) oluştuğunu savunmuştur. Aristo diğer maddelerin bu dört maddenin değişik şekillerde birleşmesi sonucu oluştuğunu ve bu maddelerin sıcak- ıslak, soğuk-ıslak, soğuk- kuru ve kuru-sıcak gruplarından oluştuğunu söylemiştir. Örneğin; soğuk- ıslak (su), soğuk-kuru(toprak), ıslak-sıcak(hava), kuru-sıcak     ( ateş) şeklindedir.

Rönesans döneminde element parçalanamayan yapı taşı olarak tanımlanmıştır. 17. yy dan itibaren yeni deneysel  teknikler geliştirilmiş ve birçok element tek başına elde edilmiştir.daha sonra elementlerin birbiriyle değişik oranlarda karışabileceği sorgulanmaya başlamıştır ve belli kanunlar bulunmuştur.

  • Kütlenin korunumu yasası  ( Antoine Lavoiser )
  • Sabit oran yasası ( Proust )
  • Katlı oran yasası ( Dalton )

NOT:  önemli simyacılar:

  • Empedokles
  • Demokrit
  • Aristo
  • Epilor
  • Ebu musa Cabir ibni hayam
  • İbni sina
  • Abdurrahman el hazeni
  • Evrenin yaratılışından beri insanlar, beslenme, barınma, savunma, ısınma, giyinme, estetik ve sağlık gibi hayatın her alanında ihtiyaçlarını karşılamak için uğraşırlar. Kimya ise maddenin yapısını özelliklerini tepkimelerini inceleyerek insanlığın gereksinimlerini karşılamalarına yardım eder.
    Kimya bilimsel yönteme dayanan bir bilim dalıdır. Kimyanın bilimsel yönteme dayanması 17.yy da Galileo, Francis Bacon, Robert Boyle ve Isaac Newton gibi bilim adamları ile başlar. Bundan önce simya adı verilen kimya ile tek farkı bilimsel yönteme dayanmaması olan simya vardı.
    Simya, değersiz madenleri altına çevirmek, bütün hastalıkları iyileştirmek ve ölümsüzlüğe kavuşmak için yapılan çalışmaların bütünüdür. Simyanın gelişimi ateşin bulunmasıyla Mezopotamya, eski Mısır, İran, Hindistan ve Çin’de başlamıştır. Daha sonra metalleri kullanmayı ve doğal halden saf hale getirmeyi öğrenen insan zamanla madde üzerinde düşünmeye başlamış. Bitki özlerinden ilaçlar üretmeye çalışmışlardır. Bunun yanında günlük hayatı kolaylaştırmak için topraktan yaptıkları çanak ve çömlekleri ateşte pişirerek günümüzde kullanılan porselen ve seramiklerin bulunuşuna katkı sağlamışlardır, metalleri eritip sert alaşımlar elde etmişlerdir, bitkisel ve madensel boyaları keşfetmişlerdir. Simyacılar  çalışmalarını deneme yanılma yoluyla yaptıkları ve teorik temellere dayandırmadıkları için simya bir bilim dalı değildir. Empedokles  (MÖ 492-432) ana maddenin  ateş, su, toprak ve hava elementlerinden oluştuğunu savunmuştur.bu dört elementten; ateş maddenin plazma hali, su maddenin sıvı hali, toprak maddenin kat hali ve hava ise maddenin gaz halini temsil eder. Aristo (MÖ 384-322), Empodokles’in dört elementinden esinlenerek maddenin özelliği olarak adlandırdığı sıcaklık, soğukluk, nemlilik ve kuruluğun çiftler halinde birleşmesiyle hava, su, toprak ve ateşin meydana geldiğini ileri sürmüştür.

    sıcak+ kuru= toprak
    kuru+soğuk = toprak
    soğuk+ıslak= su
    sıcak+ıslak=hava
            
           SİMYANIN KİMYA BİLİMİNE KATKILARI
    1. Yeni kimyasal maddelerin elde edilmesine yardımcı olmuştur.
    2. Laboratuvarda kullanılan deney araç gereçlerinin ilk örneklerini keşfetmişlerdir.
    3. Damıtma,  kristallendirme, çözme, yumuşatma, süblimleştirme, mayalandırma gibi işlemleri geliştirmişlerdir.

    Yapılan bu işlemlerin kimya biliminin gelişmesine katkısı olmuştur.

           SİMYADAN GÜNÜMÜZE AKTARILAN BULGULAR
    •  Barut
    • Madenlerin işlenmesi
    • Metaller üzerinde çalışmalar
    • Mürekkep
    • Bitkisel ve metalik boyalar
    • Derinin boyanması
    • Porselen ve seramik
    • Esans üretimi
    • Kağıt
    • Cam
    • İmbik adı verilen Damıtma aracı
             SİMYACILARIN ÇALIŞMALARI SONUCU KEŞFETTİKLERİ KİMYASALLAR
    • Sülfürik asit : H2SO4    (Zaç yağı)
    • Nitrik asit     :HNO3    (Kezzap)
    • Hidroklorik asit: HCI    (Tuz ruhu)
    • Demir(II)sülfat  :FeSO4 (Kıbrıs taşı)
    • Asetik asit          :CH3COOH (Sirke ruhu)
    • Potasyum alüminyum sülfat : KAl(SO4)2  (Şap)
    • Sodyum sülfür :NaS  (Sarı zırnık)
    • Potasyum nitrat :KNO3 (Hint güherçilesi)
    • Sodyum nitrat  : NaNO3 ( Şili güherçilesi)
    • Sabun
    • Arap sabunu
    • Kurşun oksit :Pb3O4 (Turuncu boya)
    • Sodyum klorür :NaCI (Tuz)
    • Bakır(II)sülfat:CuSO4 ( Göz taşı)
    • Kükürt : S
    • Malahit yeşili: Cu2CO3(OH)2
    • Kil
    • Çinko sülfür : ZnS (Beyaz boya)

    SİMYACILAR VE ESERLERİ 

    • Ebu Musa Cabir bin Hayyan: Kitab al-Kimya
    • El- Razi  1.el-Hâvi (20 cilt), (Latince başta olmak üzere 11 dile çevrilmiştir. Döneminin tıp alanındaki en ayrıntılı ve bilgi içeren ders kitabıdır.)

    2.Kitabul-Mansur,

    • İbni Sina (Avicena): 1. El-Kanun Fit-Tıp, 2. Eş-Şifa, 3. En-necat, 4. El-İşaret vet-Tenbihat, 5.Hikmeti Aruzi, 6. Hikmeti Meşrikiyye, 7. Et-Tayr, 8. Esbabu Hudüs-il-Huruf, 9.Esrar-us-Salat, 10. En-Nebat vel-Hayevan, 11. El-Hey’e, 12. Lisan-ül Arap, 13. Esbabu Rad vel-Berk (şimşek ve gök gürültüsünün sebepleri)14. Ed-Düstur-ut-Tıbbı, 15. Aksam-ül-ulum 16. El-Hutab
    • Isaac Newton    :
    1. Method
    2. De Motu Corporum in Gyrum (1684)
    3. Philosophiae Naturalis Principia Mathematica (1687)
    4. Opticks (1704)
    5. Arithmetica Universalis (1707)
    6. The System of the World, Optical Lectures, The Chronology of Ancient Kingdoms, (Amended) and De mundi systemate (published posthumously in 1728)
    7. An Historical Account of Two Notable Corruptions of Scripture(1754)
                     Bu gibi çalışmalardan sonra 17.yy da kimya bilimi bilimsel yöntemlerle gelişmeye başlamıştır.
            17. yy da Robert BOYLE ”Şüpheci kimyager” adlı yapıtını yayımlamasıyla ilk kez elementleri maddenin parçalanamayan yapı taşları olarak tanımlamıştır. Bunun yanında gazlarla ilgili yaptığı çalışmalarda gazların basıncı ile hacminin ters orantılı değiştiğini bulmuştur.
          Boyle yasası : P.V=k

                                 P1V1=P2V2

                 Lavoisier (1743-1794) yaptığı çalışmalarda yanma olayını bu günkü şekliyle açıklamıştır. Bunun yanı sıra; metal oksitlerinin metal ile oksijenin verdiği bileşikler olduğunu kanıtlamıştır, kütlenin korunumu kanunu bulmuştur.
                 Kütlenin korunumu kanunu:madde miktarı gerçekleşen olaylar sonucu sabittir değişmez örneğin; 2 mol H 2 g , 1mol O 16 g reaksiyon sonucu oluşan 1 mol H2O(su) 18g olur. Yani maddenin niteliği değil niceliği değişir.

          J. L. Proust 1799 yılında sabit oranlar yasasını ortaya atmıştır. Sabit oranlar yasasına göre bileşiği oluşturan elementler belli oranlarda birleşerek bileşikleri oluştururlar. Bileşiği oluşturan elementlerin kütleleri arasında değişmeyen bir oran vardır. Örneğin H2O bileşiğinde H 2g/O 16g sabit oran 1/8

    Richter (1767-1807) sitokiometrinin kurucusudur. Asit ve bazın nötralleşmesi yardmıylamiktar oranlarını saptamıştır.
    Berzelius 1814 yılına kadar elementler fiziksel özelliklerini yansıtacak şekillerle sembolize ediliyorlardı. ancak bu şekilde ifade etmek zor olduğunda berzelius elementlerin baş harfleri veye ilk iki harfi kullanarak semboller oluşturdu. örneğin;Hidrojen: H , karbon:C Azot N gibi…

Simyadan Kimyaya Video Konu Anlatım:


 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.