Kimyasal Türler Arası Etkileşimler

Kimyasal türler arası etkileşimler kimya dersinin önemli bir konusudur.

Evrende bulunan bütün maddeler tanecikli yapıdadır. Maddenin özelliğini gösteren en küçük yapı taşı olan bu tanecikler kimyasal tür olarak adlandırılır.

NOT: Sizlere daha iyi ve güncel ders notu sunabilmek için kendimizi sürekli yeniliyoruz. Sizlerde son eklenen güncel ders notları ve eğitim haberlerinden anında haberdar olmak istiyorsanız sitemize Üye Olarak bildirimlerden anında haberdar olabilirsiniz.
ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN

 

Kimyasal Türler

Kimyasal türler arası etkileşimleri anlayabilmek için kimyasal türleri anlamak gerekir. Temelde 4 tane kimyasal tür vardır. Kimyasal türler;

  • Atom
  • Molekül
  • İyon
  • Radikal

olarak sınıflandırılır.

Atom

Elementlerin tüm özelliklerini taşıyan en küçük yapıtaşına atom denir.

Aynı tür atomlardan oluşan maddelere element denir. Bazı atomlar doğada atomları halinde bulunurken, bazıları bileşikleri halinde bulunur. Örneğin soygazlar doğada atomik halde bulunur. Bazı soygaz atomlarının elektron nokta yapıları (Lewis yapıları) aşağıda verilmiştir.

Molekül

En az iki atomun kovalent bağla oluşturdukları atom gruplarına molekül denir.

Aynı tür atomlardan oluşan moleküller, element molekülüdür. Farklı tür atomlardan oluşan moleküller ise bileşik molekülüdür.

Element molekülü: H2, O2, Cl2, Br2, N2, P4,

Bileşik molekülü: H2O, CO2, CH4, NH4, NH3,

İyon

Herhangi bir atom elektron kaybettiğinde pozitif yüklenerek katyon iyonunu oluşturur. Eğer atom elektron kazanırsa negatif yüklenir ve anyon iyonu haline gelir. İki çeşit iyon vardır. Tek atomlu ve poli atomlu.

Tek atomlu: Mg+2, F-1, Na+1

Poli atomlu: OH, NH4, S04-2

Radikal

Ortaklanmamış elektron bulunduran taneciklere radikal denir. Radikaller yüksek enerjili ve kararsız ara ürünlerdir. Kararsız oldukları için kimyasal tepkimelere girme istekleri oldukça yüksektir.

Formüllerinin üzerine nokta”.” konularak gösterilirler. Serbest radikaller tek atomlu olabildiği gibi birden çok atom içeren atom grupları da olabilirler.

Kimyasal Bağların Oluşum Mekanizması

Kimyasal bağlar kimyasal türler arası etkileşimler aracılığıyla meydana gelirler.

Atomlar arasında kimyasal bağ oluşacağı zaman atom çekirdeğine en uzakta bulunan elektronlar (değerlik elektronları) etkileşir.

Bir atomun dış katmanındaki elektronlarına değerlik elektronları denir.

Birbirinden bağımsız iki (farklı ya da aynı) kimyasal tür birbirine yaklaştığında elektron bulutları ve çekirdekleri arasında elektrostatik çekim meydana gelir. Elektrostatik çekim sayesinde çekme ve itme kuvvetleri meydana gelir.

İki atom birbirine yaklaştığında çeşitli İtme ve çekme kuvvetleri oluşur.

Buradaki kuvvetler için;

Pozitif yükler (çekirdekler) birbirini İter.

Negatif yükler (elektronlar) birbirini İter.

Çekirdekler (pozitif yükleri) diğer kimyasal türün elektronlarını çeker.

Kimyasal türler arasında gerçekleşen etkileşimler karşılaştırıldığında çekme kuvvetleri itme kuvvetlerinden çok büyükse güçlü etkileşimler yani kimyasal bağlar oluşur. Çekme kuvvetleri itme kuvvetlerinden biraz büyükse zayıf etkileşimler yani fiziksel bağlar oluşur.

Bağ Enerjisi

İki atomlu bir gaz molekülünü nötral atomlarına ayrıştırmak İçin gereken enerji bağ enerjisi olarak adlandırılır.

O2(g)+ 145 kJ.mol-1 → O(g) + O(g)

H2(g)+ 436 kJ.mol-1 → H(g) + H(g)

O2 molekülünün O atomlarına ayrışması için mol başına 145 kJ lük enerji gerekirken, H2 molekülünü atomlarına ayrıştırmak için mol başına 436 kJ lük enerji vermemiz gerekir. Buna göre, H2 molekülleri 02 moleküllerinden daha kararlıdır.

H2O(s) + 43,9 kJ.mol-1 → H2O(g)

Verilen örneklerden de görüldüğü gibi kimyasal türleri birbirinden ayırmak için enerji gereklidir.

Kimyasal türleri birbirinden ayırmak için gereken enerji 40.kJ.mol-1 veya daha fazla İse bu türler arasındaki etkileşim güçlü etkileşim (kimyasal bağ) olarak kabul edilir.

Kimyasal türleri birbirinden ayırmak için 40 kJ.mol-1 den daha az enerji gerekiyorsa türler arasında zayıf etkileşim (fiziksel bağ) meydana gelir.

Bağlar oluştuğunda veya koptuğunda farklı kimlikte yeni kimyasal türler meydana geldiğinde enerji değişimi yüksek olur. Hal değişimi ve çözünme gibi fiziksel bağların rol aldığı değişimlerde İse maddelerin kimliğinde bir değişim olmaz, bu nedenle enerji değişimi daha küçük olur.

Kimyasal Türler Arası Etkileşimlerin Sınıflandırılması

Kimyasal türler arası etkileşimler önce güçlü ve zayıf etkileşimler olarak ikiye ayrılır. Sonra bu etkileşimler de kendi alt başlıkları arasında türlere ayrılır.

kimyasal türler arası etkileşimler

Kimyasal türler arası etkileşimler tablo olarak iyi sınıflandırılırsa konuyu anlamak çok daha kolay olur.

Güçlü Etkileşimler

Kimyasal türler arasında oluşan güçlü etkileşimler üç tanedir.

1-İyonik bağlar, elektronlar bir atomdan diğerine aktarıldığı zaman meydana gelir. Tepkimeye giren elementlerden birinin atomları,elektron kaybedip pozitif yüklü iyonlara dönüşürken,diğer elementin atomları elektron kazanıp negatif yüklü iyon oluştururlar. Böylece zıt(artı-eksi) bir şekilde yüklenmiş iyonlar arasındaki elektrostatik çekim kuvveti,söz konusu iyonları bir kristal içinde tutar.

2- Kovalent bağlarda elektronlar, bir atomdan diğerine aktarılmaksızın ortaklaşa kullanılır. Tek kovalent bağ,iki atom tarafından bölünmüş yani ortaklaşa kullanılan bir elektron çiftinden ibarettir. Moleküller birbirlerine kovalent bağlarla bağlanmış atomlardan meydana gelir.

3-Metalik bağlar, metal ve alaşımlarda bulunur. Metal atomları üç boyutlu bir yapı içinde düzenlenirler. Bu atomların en dış elektronları, yapının her tarafında serbestçe dolaşır ve atomların birbirlerine bağlanmasını sağlarlar.

İyonik Bağ

Metal ve Ametal atomları arasında elektron alışverişi ile oluşan kimyasal bağ iyonik bağdır. Bileşik oluşurken metal elektron verir, ametalde elektron alır.

Atomlardan elektron kaybıyla oluşan pozitif iyonlara ise katyon denir. Atomların elektron kazanarak oluşturdukları negatif iyonlar da anyon olarak isimlendirilir. Bu iyonlar bir araya getirildiklerinde bir kristal oluşturmak üzere birbirlerini çekerler.

A gruplarındaki elementlerin bileşikleri çoğu kez elementlerin simgeleri ile birlikte değerlik elektronlarını gösteren noktalar kullanılarak ifade edilir. Değerlik elektronları baş grup (A grubu) elementlerinin kimyasal tepkimelerinde kullanılan elektronlardır.

Örneğin; bir sodyum atomu ile bir klor atomu arasındaki tepkimeyi ele alalım:

Sodyum 1A grubunda olup sadece bir değerlik elektronuna sahiptir. Klor atomu ise 7A grubunun bir üyesi olduğundan 7 değerlik elektronuna sahiptir. Bu iki atom arasındaki tepkimede sodyum atomu 1 elektron kaybeder. Sodyum atomunun kaybetmiş olduğu elektron klor atomu tarafından kazanılır.

Sodyum çekirdeği 11 proton (11+ yük) ve sodyum iyonu da yalnız 10 elektron (bir elektron kaybetmiş oluyor) içerdiğinden sodyum atomunun bir elektron kaybetmesiyle 1+ yüklü sodyum iyonu oluşur. Diğer taraftan, klor çekirdeği 17 proton (17+ yük) ve klor iyonu da 18 elektron (bir elektron kazanılmış oluyor) içerdiğinden klor atomunun bir elektron kazanmasıyla da 1- yüklü bir klorür iyonu meydana gelir.

Sonuç: Görüldüğü gibi, bu tepkimede, sodyum tarafından kaybedilen elektronların toplam sayısı klor tarafından kazanılan elektronların toplam sayısına eşit olmalıdır. Böylece oluşan sodyum iyonlarının sayısı ile meydana gelen klorür iyonlarının sayısı aynı olduğundan NaCl formülü bileşikte bulunan iyonların en basit oranını (1:1) verir. Bu iyonlar bir kristal oluşturmak üzere birbirini çekerler.

Sodyum klorür kristalinde bir iyonun tümüyle diğer bir iyona ait olduğu söylenemez. Aksine, kristal yapıda her bir sodyum iyonu altı klorür iyonu ile her bir klorür iyonu da altı sodyum iyonu ile çevrilmiştir. Kristal içerisinde iyonların bu şekilde düzenlenmesiyle benzer yüklü iyonların birbirlerini itmeleri, zıt yüklü iyonların birbirlerini çekmeleri tarafından bastırıldığı için net çekim kristalibir arada tutar.

İyonik Bağların Sağlamlığı

İyonik bağlı bileşiklerde iyonik bağın sağlamlığı iyon yarıçaplarına ve iyon yüklerine göre yorumlanabilir.

İyon yarıçapı arttıkça, elektrostatik çekim gücü azalır.

İyon yükü arttıkça çekim gücü artar ve iyonik bağın kuvveti artar.

Örneğin, NaF, NaCI, NaBr ve Nal bileşiklerindeki iyonik bağların sağlamlığını karşılaştırmak için bileşiklerdeki iyonlar arası uzaklıklara bakılabilir.

İyon yarıçapları I– > Br– > Cl > F– şeklindedir.

İyonların çekirdekleri arasındaki uzaklık azaldıkça iyonik bağ daha sağlam hale gelir. Böylece erime noktası yükselir.

İyonlar arası uzaklık:

Nal > NaBr > NaCI > NaF şeklindedir.

İyonik bağın sağlamlığı:

NaF > NaCI > NaBr > Nal şeklindedir.

Bileşiklerin erime noktaları:

NaF > NaCI > NaBr > Nal şeklindedir.

Örneğin, CaO ve CaCI2 bileşiklerindeki iyonik bağların sağlamlığını karşılaştırmak için iyonların yüklerine bakılabilir.

Coulomb kanununa göre yüklerin büyüklüğü arttıkça, elektrostatik çekim kuvveti artar.

CaO katısındaki anyonun yükü (O-2), CaCI2‘deki anyonun yükünden (Cl) daha büyüktür. Dolayısıyla elektrostatik çekim kuvveti CaO katısında daha büyüktür. Bunun sonucu olarak iyonik bağ CaO’de daha sağlamdır, erime noktası da daha yüksektir.

İyonik Bağlı Bileşiklerin Özellikleri

İyonik bağlı bileşikler zıt yüklü iyonların bir araya gelmesiyle oluşan elektrostatik çekim kuvveti olduğundan, erime ve kaynama noktaları yüksektir.

İyonik bileşiklerin katı halleri sert ve kırılgandır. İyonik katı üzerine çekiçle vurulduğunda iyonik kristalin düzenli yapısı bozulur ve kırılma olayı gerçekleşir. Bu yüzden iyonik katılar çekiçle dövülerek şekillendirilemez.

İyonik bağlı katılarda iyonlar hareket etmediği için elektrik akımını iletmezler.

İyonik katılar suda çözündüğünde sulu çözeltilerine iyonlarını verirler, böylelikle oluşan çözelti elektrik akımını iletir. (Elektrolit çözelti oluşur.)

İyonik katılar sıvı hale dönüştüğünde elektrik akımını iletir.

Kovalent bağ

Metan molekülünde kovalent bağlı haldeki hidrojen ve karbon.
Metan molekülünde kovalent bağlı haldeki hidrojen ve karbon.

Elektronları bağlamak için girilen yarışma, iyon bağında olduğu kadar şiddetli değilse atomların var olan dış elektronlar paylaşılır ve bir ortaklaşma bağı ya da kovalent bağ oluşur.

Ametal atomları etkileştiği zaman kovalent bağlarda bir arada tutulan moleküller oluşur. Bu atomlar elektron çekimi bakımından birbirlerine benzediklerinden, kovalent bağların oluşması sırasında herhangi bir elektron aktarımı olmaz. Bunun yerine elektronlar ortaklaşa kullanılırlar. Kovalent bir bağ genellikle iki atom tarafından parçalanmış ters spinli bir elektron çifti içerir. Kovalent bağlar yapısına göre ikiye ayrılır:

Apolar kovalent bağ:

Aynı cins iki ametal atomunun birleşmesiyle oluşur. Apolar kovalent bağa en iyi örneklerden biri, iki oksijen atomunun elektronlarını ortaklaşa kullanarak oluşturdukları bağıdır. Bu bağlarda ortaklaşa kullanılan elektronlar eşit paylaşıldığından dolayı molekülün pozitif veya negatif kutbu yoktur.

Polar kovalent bağlar:

İki farklı cins atomun bir araya gelmesiyle oluşur. Bu bağlarda ametallerden biri ortaklaşa kullanıldığından dolayı molekülün bir ucu pozitif (+), diğer ucu negatif (-) yüklenir. Suyu oluşturan hidrojen ve oksijen moleküllerinin son orbitallerindeki elektronların ortak kullanılmasıyla polar kovalent bağ oluşur.

Örnek olarak, iki hidrojen atomundan oluşan bir bağ düşünülebilir. Her bir hidrojen atomu 1s orbitalinde atom çekirdeği etrafında simetrik bir dağılım gösteren tek bir elektrona sahiptir. İki hidrojen atomu bir kovalent bağ oluşturduğu zaman atomik orbitaller öyle bir şekilde üst üste binerler, böylece çekirdekler arasındaki bölgede elektron bulutları birbirlerini destekleyip bu bölgedeki elektronun bulunma olasılığını arttırırlar. Pauli dışlama ilkesine göre bağı oluşturan iki elektron mutlaka ters spinli olmalıdır. Bir kovalent bağın kuvveti, pozitif yüklü çekirdek ile bağa ilişkin negatif elektron bulutu arasındaki çekimden gelir.

Metalik Bağlar

Metallerin iyonlaşma enerjileri ile elektronegatiflikleri oldukça düşüktür. Bunun sonucu olarak metal atomlarının en dış elektronları nispeten gevşek tutulur. Metalik bir kristalde, en dış elektronları çıkarılmış atomlardan ibaret olan pozitif iyonlar kristal örgüde ilgili yerlerde bulunur ve en dış elektronların örgünün her tarafında serbestçe hareket etmesiyle de kristaldeki atomlar bir arada tutulur. Diğer bir deyişle örgü içersinde dağılan ve kristalin bütününe ait olan elektron bulutu ile pozitif iyonlar arasındaki elektrostatik çekim metalik bağı oluşturmaktadır.

Metalik katıların çoğunda hareketlidirler. Bunun sonucu olan artı iyonlar,genişlemiş bir üçboyutlu diziliş içinde yer alırlar;ama elektronlar yöresizleşir. Bu maddelerin yüksek ısı, iletkenliği, dayanıklılık, yüksek kaynama noktası, yüksek yoğunluk, renk ve elektrik iletkenliği gibi özelliklerinin bir çoğu, hareketli elktronlardan kaynaklanır. Yalnızca birkaç iyon yığışması şeması uygulanabilir ve X ışını çözümlemesi,metal iyonlarının genişlemiş örgülü yapı içinde kazandığı bağ uzunlukları ve geometrik şekiller konusunda ayrıntılı bilgi sağlar. Basit küp biçimi şekiller, ortada başka bir iyonun bulunduğu küp biçimi şekiller ve altıgen yığışma, en sık rastlanan şekillerdir. Metal alaşımları,erimiş haldeki metallerin karıştırıldıktan sonra dikkatlice soğutulmasıyla elde edilir. Bu yolla oluşan gereçlerin özellikleri bileşenlerinin özelliklerinden genellikle çok farklıdır.

MOLEKÜLLER ARASI BAĞLAR

Maddeler gaz halinde iken moleküller hemen hemen birbirinden bağımsız hareket ederler ve moleküller arasında herhangi bir itme ve çekme kuvveti yok denecek kadar azdır.

Maddeler sıvı hale getirildiklerinde ya da katı halde bulunduklarında moleküller birbirlerine yaklaşacağından moleküller arasında bir itme ve çekme kuvveti oluşacaktır. Bu etkileşmeye molekül arası bağ denir. Bu çekim kimyasal bağ tanımına girmez.

Maddelerin erime ve kaynama noktalarının yüksek ya da düşük olması molekül arasında oluşan bağların kuvvetiyle ilişkilidir.

ZAYIF ETKİLEŞİMLER

Zayıf bağlar Van Der Walls bağları ve hidrojen bağları olarak gruplandırılır.

Van der walls bağları kendi arasında dipol-dipol bağları iyon-dipol bağları indüklenmiş dipol bağları olarak sınıflandırılır.

HİDROJEN BAĞLARI

N, O veya F atomuna bağlı H atomunun başka bir moleküldeki N, O veya F atomuyla oluşturduğu bağa hidrojen bağı denir.

Bir molekülde hidrojen bağı varsa kaynama noktası yükselir.

Bazı hidrojen içeren bileşiklerde moleküller arası çekim kuvvetleri olağan üstü yüksektir. Bu çekim kuvvetleri, hidrojenin atom çapı küçük ve çok
elektronegatif olan elementlere kovalent bağlı olduğu bileşiklerde görülür. Bu bileşiklerde elektronegatif element bağı elektronlarını öyle kuvvetlice çeker ki hidrojen önemli miktarda kısmi + yük kazanır. Aslında,hidrojen elementinin perdeleyici elektronları olmadığından burada hidrojen hemen hemen çıplak bir protondur.
Bir molekülün hidrojen atomu ve diğer bir molekülün elektronegatif elementinde bulunan paylaşılmamış elektron çifti birbirini çekerek bir hidrojen bağı oluşturur. Her hidrojen atomu küçük boyutlu olduğundan ancak bir hidrojen bağı yapabilir.

Bir çok ortaklaşma molekülünde bulunan çift kutup momentlerinin etkileşmesinin yol açtığı zayıf çekim güçleri, kararlılaşmaya ve birleşimsel bağlanmaya neden olabilir.

Su(H O) yada amonyak(NH) gibi moleküllerdeki hidrojen atomları ikinci bir bileşikte bulunan oksijen yada azot atomlarının üstündeki yalnız elektron çiftleri gibi eksi yüklü bir merkezle etkileşmeye girebilirler. Etkileşme enerjileri,tipik olarak,bir ortaklaşma bağının enerjisinin yalnızca %5’i kadardır;ama bir çok fiziksel ve kimyasal süreç açısından çok önemlidir. Söz gelimi,suyun ve buzun yapısı ‘hidrojen bağı’ denilen bu bağların karışık etkileşmelerin sonucudur. Buz, gerçekte sıcaklığa ve uygulanan basınca bağlı olarak bir çok farklı billur yapısı oluşturur; bu çeşitlilik karmaşık hidrojen bağı şekillerinin farklı biçimlerde düzenlenebilmesinden ileri gelir.

VAN DER WALLS BAĞLARI

Kalıcı dipol ve indüklenmiş dipole sahip olan kimyasal türlerin kendi aralarında ve diğer türler ile yaptığı her türlü fiziksel bağ (hidrojen bağı hariç) Van der waals bağıdır.

Dipol – dipol Bağları: Polar moleküller arasında oluşan bağ türüdür. İki polar molekül birbirine yaklaşırken birinin pozitif kutbu ile diğerinin negatif kutbu arasında oluşan elektrostatik çekmelere dipol – dipol kuvvetleri denir.

Dipol – dipol bağlarında sadece çekme kuvvetleri yoktur, benzer yükler arasında itme kuvvetlerinde vardır. Bu da oluşan bağı zayıflatır, taneciklerin düzenli bir şekilde bir araya gelmelerini engeller.

Dipol – dipol kuvvetleri HCI, Hl gibi maddelerin yoğun fazlarında görülen ya da bu tür maddelerin birbiri içinde çözünmesi sırasında oluşan kuvvet türüdür. Bu nedenle polar yapıya sahip moleküller birbiri içinde çözünebilir. Örneğin etil alkolün (C2H5OH) su içerisinde çözünmesinde her iki molekülün de polar yapıya sahip olması önemli bir etkendir.

İyon – Dipol Bağları: Bir iyonun polar bir molekül ile etkileşmesi sırasında oluşan bağ türüdür. Katyonlar molekülün negatif kutbu ile anyonlar ile molekülün pozitif kutbu ile etkileşir.

Yemek tuzunun (NaCI) suda çözünmesi olayında tanecikler arasında oluşan etkileşim iyon – dipol bağıdır.

NaCI kristalleri suya atıldığında polar su moleküllerinin negatif kutbu Na+ katyonlarına pozitif kutbu Cliyonlarına yaklaşır ve iyonlar kristal örgüden koparak su içerisinde dağılırlar.

İndüklenmiş (Geçici) Dipoller Arasındaki Bağlar (London Kuvvetleri): Polar olmayan He, Ne, H2, O2, CO2 gibi tanecikler arasında çekim kuvvetleri oldukça zayıftır. Bu taneciklerin birbiri ile çarpışması sonucunda geçici dipoller oluşur. Geçici dipoller sayesinde N2, CO2, CH4 gibi apolar moleküller sıvı hatta katı hale geçebilirler.

İndüklenmiş dipol – indüklenmiş dipol kuvvetlerine London kuvvetleri de denir. Bu kuvvetler ilk kez Fritz London tarafından açıklanmıştır.

Anlık sürelerde gerçekleştiği için London kuvvetleri moleküller arası etkileşimlerin en zayıfı olarak kabul edilir. Apolar moleküller arasında yalnızca London kuvvetleri bulunur.

Kaynama Noktası ve London Kuvvetleri

London kuvvetleri elektron hareketliliğine bağlı olduğu için elektron sayısı arttıkça etkileşimler de artar. Bunun sonucu olarak da kaynama noktası artar.

Molekül formülleri aynı fakat uzaydaki dizilişleri farklı bileşiklere izomer denir.

İzomer moleküllerden doğrusal yapılı olanların indüklenmiş dipol potansiyeli küresel olanlara göre daha büyük olur. Bu nedenle bu tür moleküllerin London kuvvetleri daha güçlü olur. Bunun sonucu olarak erime ve kaynama noktaları daha yüksektir.

Örneğin CCI4 sıvısında yemek tuzunun (NaCI) çözünmesi ile iyon – indüklenmiş dipol etkileşimi meydana gelir.

Dipol – İndüklenmiş Dipol Etkileşimi: Polar maddelerin dipolleri ile apolar maddelerin indüklenmiş dipolleri arasında anlık oluşan kuvvetlere dipol – indüklenmiş dipol etkileşimi denir.

Dipol – indüklenmiş dipol bağları dipol – dipol bağlarını koparacak kadar kuvvetli değildir. Bu nedenle polar maddeler ile apolar maddelerin birbiri içindeki çözünürlüğü yok denecek kadar azdır. Örneğin apolar l2 molekülleri polar H2O da çözünmez, ancak apolar CCI4 de iyi çözünür.

İndüklenmiş Dipol – İndüklenmiş Dipol Etkileşimi: Aynı veya farklı apolar taneciklerin geçici dipolleşmesi sonucu aralarında oluşan elektrostatik çekim kuvvetleri indüklenmiş dipol – indüklenmiş dipol etkileşimidir.

Apolar maddeler birbiri içerisinde genellikle iyi çözünür. Örneğin apolar l2 katısı apolar CCI4 sıvısında çözünür.

 

Kaynakça : http://webders.net/kimyasal-turler-arasi-etkilesimler-ders-19-305p2.html

Kaynakça : https://dilekyektabolek.wordpress.com/bilgi-iletisim-ve-teknolojileri/7-sinif-kimya-konulari/maddenin-yapisi-ve-ozellikleri/4-kimyasal-bag/

Kaynakça : http://www.wikiwand.com/tr/Kimyasal_ba%C4%9

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.