İnsanlığın İlk Dönemleri

Tarih bilimi açısından uygarlığın doğuşu kritik bir noktadır. Çünkü tarih toplumları incelerken uygarlık temelinde izler. Yazının bulunması, belli oranda bir düzenin olması uygarlıkları takip etmek açısından çok önemlidir. Bu nedenle özet olarak ilk uygarlıkları bilmek tarihin kronolojik düzeni açısından önemlidir.

NOT: Sizlere daha iyi ve güncel ders notu sunabilmek için kendimizi sürekli yeniliyoruz. Sizlerde son eklenen güncel ders notları ve eğitim haberlerinden anında haberdar olmak istiyorsanız sitemize Üye Olarak bildirimlerden anında haberdar olabilirsiniz.
ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN

 

Aslında insanlığın bilinmeyen tarihi, bilinen tarihinden çok daha kısadır. Ancak eski dönemlere ait yeterince elde belge olmaması bu dönemleri inceleyi zorlaştırmıştır. Bu konuda yazının icadı çok önemli bir gelişmedir.

Yazının icadından önceki dönemlere tarih öncesi çağlar, yazının icadından sonraki dönemlere ise tarih çağları denmiştir.

Tarih öncesi çağlar taş çağı ve maden çağı olarak ikiye ayrılır. Bu iki gurubun da alt grupları vardır. Yani tarih öncesi çağları şöyle sıralayabiliriz.

  1. Eski Taş Çağı (Paleolitik)
  2. Orta Taş Çağı (Mezolitik)
  3. Yeni Taş Çağı (Neolitik)
  4. Bakır Çağı
  5. Tunç Çağı
  6. Demir Çağı

Tarih çağları ise şöyle sınıflandırılabilir:

  1. İlk Çağ (M.Ö. 3200 – M.S. 375)
  2. Orta Çağ (375 – 1453)
  3. Yeni Çağ (1453 – 1789)
  4. Yakın Çağ (1789 – …)

Dikkat ederseniz tarih çağlarında vakit geçtikçe çağın süresi kısalmaktadır. Bunun sebebi dünyanın çok daha hızlı değişmeye başlamasıdır. Örneğin biz Yakın Çağ için devam ediyor desek dahi sonraki dönemlerde tarihçiler mutlaka bunu bölecektir. Unutmayınız ki tarih çağları üzerinden vakit geçtikten sonra tarihçiler tarafından sınıflandırılır.

İlk Uygarlıklar

Tarih sahnesine çıkan ilk uygarlıklar hakkında bildiklerimiz sayesinde tarihin ilk dönemlerinde dünyada nasıl bir tablonun ortada olduğu görmekteyiz. Tabi eski dünya ile ilgili bilgilerimizin çoğu eski kıtaları içermektedir. Örneğin Amerika’da ortaya çıkan ilk uygarlıklar hakkında elimizde yeterli kadar belge bulunmamaktadır. Bunun nedeni bu kıtanın çok sonradan keşfedilmesidir.

İlk uygarlıklar şöyle sınıflandırılabilir:

  • Mezopotamya uygarlıkları
  • Anadolu uygarlıkları
  • Ege uygarlıkları
  • İran uygarlıkları
  • Doğu Akdeniz uygarlıkları
  • Çin
  • Mısır
  • Hint
  • Roma
  • Helen

Mezopotamya Uygarlıkları

Mezopotamya Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan bölgedir. Bu bölge bilinen tarih içerisindeki en eski yerleşim yerlerini barındırır. Mezopotamya uygarlıkları şöyle sıralanabilir:

  • Sümerler
  • Akadlar
  • Babiller
  • Asurlar
  • Elamlılar

Sümerler

Asya kökenli bir kavim olduğu düşünülen Sümerler tarih sahnesine ilk çıkan uygarlıktır. Şehir devletleri şeklinde yapılanan bu medeniyet yazının icadı sayesinde mezopotamya hakkında bize ilk bilgileri vermektedir.

Elamlılar tarafından ortadan kaldırılsalar da medeniyetleri başka devletlerde yaşamaya devam etmiştir.

Akadlar

Sami ırkından oldukları düşünülmektedir. Arabistan yöresinden mezopotamyaya gelmişlerdir. İlkçağda büyük fetihlere imza atıp büyük bir imparatorluk kurmuşlardır. Gutiler bu devlete son vermiştir.

Babilliler, Asurlular ve Elamlılar Mezopotamya’ya yerleşen diğer Sami kökenli uygarlıklardır.

Anadolu Uygarlıkları

Anadolu’da dünya bilim ve medeniyet tarihi açısından çok önemli yerleri olan büyük devletler kurulmuştur. Özellikler iyonlar bugünkü bilimsel düşüncenin temelini atmıştır.

Anadolu uygarlıkları şöyle sıralanabilir:

  • Hititler
  • Frigyalılar
  • Urartular
  • Lidyalılar
  • İyonyalılar

Bütün bu uygarlıkları ilgili konuda detaylı olarak incelediğimiz için isimlerini vermekle yetineceğiz.

Ege Uygarlıkları

Ege Denizi çevresine kurulmuş ve denizcilik faaliyetlerinde ilerlemiş uygarlıklardır. Yunanistan ve Girit civarında etkili olmuşlardır.

Ege uygarlıklarını şöyle sıralayalım:

  • Yunan uygarlığı
  • Girit uygarlığı
  • Miken uygarlığı

İran Uygarlıkları

İran tarih ve kültürü önemli bir devamlılık göstermektedir. İranda kurulan iki önemli imparatorluk vardır.

  • Medler
  • Persler

Persler bir dönem Anadoluya hakim olarak Yunanistana kadar uzanmışlardır. Perslerin Anadolu egemenliğini büyük imparator İskender sona erdirmiştir.

Mısır Uygarlığı

Mısır’ın gerçekten çok köklü bir tarihi vardır. Mısır deniz ve çöllerle kuşatılı olmasından dolayı büyük istilalara uğramamıştır. Bu nedenle tarihsel açıdan süreklilik göstermiştir.

Geometri başta olmak üzere bilimin birçok alanında ilerleyen Mısırlılar dünya tarihine önemli izler bırakmışlardır. Mısır medeniyeti aynı zamanda sanatta da ilerlemiştir.

Mısır uygarlığı ile Hititler arasında tarihin ilk yazılı antlaşması olarak kabul edilen Kadeş Antlaşması yapılmıştır.

Bu uygarlıklar dışında Roma, Helen, Çin, Hint ve Doğu Akdeniz uygarlıkları da tarih sahnesine çok önemli izler bırakmışlardır. Çin çok köklü bir geçmişe sahiptir. Roma ve Helen uygarlıkları ise bugünkü modern dünyanın oluşmasına önemli katkılar yapmışlardır.

Tarih Öncesi Devirler

İnsanların yeryüzünde faaliyet göstermeye başlamasından M.Ö. 3000 yıllarında Sümerler tarafından yazının bulunmasına kadar geçen döneme Tarih Öncesi Devirler denir.

Tarih öncesi devirlerle ilgili bilinmesi gereken bazı özellikler şunlardır:

  • Tarih öncesi devirlerle ilgili yazılı belgeler olmadığından insan topluluklarının bıraktığı kalıntılar kullanılarak bilgi toplanabilmiştir.
  • Tarih öncesi devirler, insanların kullandıkları araç ve gereçlere göre dönemlere ayrılmıştır.
  • Tarih öncesi devirlerin başlama ve bitişleri bölgelere göre farklılıklar göstermiştir.
  • Tarih öncesi devirler Mısır hariç normal seyrini izlememiştir. Bunun nedeni göçler sonucunda uygarlık alanında ileri toplumların diğer toplulukları etkilemesidir.

Taş Devirleri

1. Eski Taş Devri (Paleolitik)

Küçük gruplar halinde avcılık ve toplayıcılıkla hayatlarını devam ettirmişlerdir. Üretim faaliyetleri başlamamıştır.Yontma Taş Dönemi’ni içine alan Paleolitik Devir’de insanlar;

  • Taştan, ağaçtan ve kemikten ilk araç – gereçlerin yapımına başlamışlardır.
  • Ateşi bularak ısınma, pişirme ve aydınlanmada kullanmışlardır.
  • Mağaralarda yaşamışlar ve duvarlara çeşitli resimler yapmışlardır.

2. Yeni Taş Devri (Neolitik)

Cilalı Taş Devri diye de adlandırılan Neolitik Devirde tarımsal faaliyetler başlamıştır. Bu gelişme sonucunda insanlar;

  • Üretici duruma geçmişler, toplayıcılıktan kurtulmuşlardır.
  • Göçebelikten yerleşik hayata geçmişlerdir. Su kenarlarında köyler kurarak toplumsal hayatı başlatmışlardır.
  • Ticaret faaliyetlerini başlatmışlardır.
  • Hayvanları evcilleştirmişlerdir.
  • Keten, kenevir gibi bitkiler yetiştirmişler ve dokumacılık faaliyetlerini başlatmışlardır.
  • Yiyecek ve içeceklerini korumak için topraktan kaplar yapmışlardır. Topraktan ev eşyası yapmışlar ve seramikçilik faaliyetlerini başlatmışlardır.

Maden Devirleri

Maden Devirleri Bakır, Tunç ve Demir Devirleri şeklinde üçe ayrılır. Ateşin bulunması madenlerin kullanılmasına ortam hazırlamıştır. Demirin bulunması ve işlenmesi, insanlık tarihinde çok önemli gelişmelere ortam hazırlamıştır.

Demirin yüksek ısıda işlenmesi sanayinin gelişmesine neden olmuştur. Tunç Devri’nde önce şehir devletleri sonra da büyük devletler kurulmuş, Demir Devri’nde ticaret hızlanmış ve toplumların birbirleriyle ilişkileri artmıştır.

Tarih Çağları

M.Ö. 3000’li yıllarda Sümerlerin yazıyı bulmalarıyla başlayıp günümüze kadar devam eden döneme Tarih Çağları denilmiştir.

Tarihin çağlara ayrılmasında toplumları etkileyen önemli sosyal ve ekonomik gelişmeler dikkate alınmıştır. Tarih çağları İlk Çağ (M.Ö. 3000 – 375), Orta Çağ (375 – 1453), Yeni Çağ (1453 – 1789), Yakın Çağ (1789 – …..) şeklinde ayrılmıştır.

İLK ÇAĞ MEDENİYETLERİ

Anadolu Medeniyetleri

Anadolu, göç ve ticaret yollarının üzerinde bulunması, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlaması, topraklarının verimli olması ve ikliminin insanların yaşayışına uygun olması gibi nedenlerden dolayı zengin ve yüksek kültürlerin beşiği olmuştur. Karşılıklı kültür alış – verişleri Anadolu’da uygarlıkların gelişmesini hızlandırmıştır. Anadolu’da kurulan medeniyetler şunlardır:

Hititler

Hititler, M.Ö. 2000 yılı başlarında Kafkaslardan Orta Anadolu’ya gelerek Kızılırmak kıvrımı içine yerleşmişlerdir. Hititler, M.Ö. 1400 yıllarında imparatorluk haline gelmişlerdir.

Bu dönemin en önemli gelişmesi, Hititler ile Mısırlılar arasında yapılan Kadeş Savaşı Antlaşması’dır. M.Ö. 1280’de imzalanan Kadeş Antlaşması tarihte bilinen ilk yazılı antlaşmadır.

Hitit Devleti, M.Ö. 1200 yıllarında batıdan gelen kavimler tarafından parçalanmıştır. Ege göçlerinden sonra şehir devletleri halinde yaşayan Hititlere M.Ö. 700 yıllarında Asurlular son vermişlerdir.

Asurlulardan sonra Türkiye’de Pers egemenliği kurulmuş ve Hitit toprakları Pers hakimiyetine girmiştir.

Frigyalılar

Frigler, Ege göçleri sırasında Anadolu’ya gelerek M.Ö. 800 yıllarında Gordion (Polatlı) merkezli bir devlet kurdular. Kafkaslar üzerinden gelen Kimmerlerin egemenliği altına giren Frigyalılara Persler son vermişlerdir.

Lidyalılar

Lidyalılar, M.Ö. 1200’lerde Anadolu’ya gelerek, Gediz ve Küçük Menderes vadileri arasında kalan bölgede Kral Giges tarafından Sard (Salihli) merkezli bir devlet kurmuşlardır. Pers saldırılarına dayanamayan Lidya Devleti, M.Ö. 546 yıllarında yıkılmıştır.

Lidyalıların devlet yönetimi krallıktır. Tarım ve ticarete dayalı köleci bir sosyo-ekonomik yapısı mevcuttur. İlk metal parayı icat ederek özellikle kara yolu ticareti yapmışlar, Sard’dan başlayarak Mezopotamya’daki Ninova’ya kadar uzanan Kral yolu’nu yaparak ticaretin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır.

Çok tanrılı dini benimsemişlerdir. Alfabe kullanmışlardır. Sardes kenti ve altın işleme atölyeleri önemli mimari eserlerindendir.

Medeniyete katkıları ise Kral yolu, paralı ordu Hallys (Kızılırmak) savaşı, MÖ680 yılında ilk metal parayı icat etmişlerdir.

İyonyalılar

Dorların baskısı sonucunda Akaların bir kısmı Yunanistan’dan Batı Anadolu’ya göç etmişler ve İzmir çevresindeki yerli halkla kaynaşarak şehir devletleri kurmuşlardır. Bu şehir devletleri arasında siyasal birlik sağlanamamıştır. İyon şehir devletleri arasında en tanınmışları Efes, Milet, Foça ve İzmir’dir.

Ön Asya’dan gelen ticaret yollarının bitim noktasında bulunan İyonyalılar, kısa zamanda ileri bir medeniyet kurmuşlar ve kolonicilik faaliyetleriyle zenginleşmişlerdir.

Urartular

Urartu Devleti, Doğu Anadolu’da Asya kökenli Hurriler tarafından kurulmuştur. Urartuların merkezi Tuşpa (Van)’dır. Bölgenin en güçlü devletlerinden biri olan Urartular, M.Ö. 600’lerde Medler tarafından yıkılmıştır.

Anadolu’da Kültür ve Medeniyet

Devlet Yönetimi

İlkçağlarda Türkiye’de kurulan devletler krallıkla yönetilmiştir. Bütün yetkiyi elinde bulunduran krallar, aynı zamanda başkomutan, başyargıç ve başrahiptir.

BU DURUM KRALLARIN SİYASÎ, ASKERÎ VE DİNÎ YETKİLERİ KENDİLERİNDE TOPLADIKLARINI VE GÜÇLERİNİ ARTIRDIKLARINI GÖSTERMEKTEDİR.

Başlangıçta Hitit Krallığı, feodal beyliklerden oluşuyordu. Daha sonraları bu beylikler kaldırılarak yerlerine merkezden valiler atanmıştır. Böyle bir değişiklikle Hititler merkezi otoriteyi güçlendirmeyi amaçlamışlardır.

Hititlerin ilk zamanlarında kralın yetkileri soylulardan oluşan Pankuş Meclisi tarafından sınırlandırılmıştır. Ancak imparatorluk döneminde Pankuş Meclisi’nin yetkileri azalırken kralın yetkileri artmıştır.

Dolayısıyla soylular yönetimden uzaklaştırılmıştır. Devlet yönetiminde kraldan sonra en yetkili kişi Tavananna adı verilen kraliçeydi. Tavananna, dini törenlere ve bayramlara başkanlık yapar, kral savaşa gittiğinde ülkeyi yönetirdi. Hatta Kadeş Antlaşması’nda Hitit kralının yanında kraliçenin de imzası yer almıştır. Bu durum Hititlerde kadınların devlet idaresinde etkili olduğunu göstermektedir.

HİTİTLERDE PANKUŞ MECLİSİ’NİN BULUNMASI MEŞRUTİYETE BENZEYEN BİR YÖNETİMİN VARLIĞINI VE KRALLARIN YETKİLERİNİN BİR DÖNEM KISITLANDIĞINI GÖSTERMEKTEDİR.

Ordu

Türkiye; topraklarının verimli olması ve ticaret yolları üzerinde bulunması sebebiyle sık sık istilalara uğramıştır. Bu durum Anadolu’da kurulan devletleri askerliğe önem vermeye zorlamıştır.

Ticaret faaliyetleriyle zenginleşen Lidyalılar, Anadolu’ da ücretli askerlik sistemini kurmuşlardır. Ancak bu askerler arasında dil ve taktik birliği olmadığı gibi vatan – millet sevgisi de yoktu. Sadece para için savaşan ücretli askerlerin başarı kazanmasını zorlaştırmıştır. Bu durum Lidyalıların yıkılmasında etkili olmuştur.

Hukuk

Anadolu’da İlk Çağ hukuku, komşu medeniyetlere göre yumuşak bir karakter taşımaktadır. Anadolu’da yapılan kanunlarda komşu medeniyetlerin önemli etkisi ve katkısı olmuştur.

Hititler, kanunlarını Mezopotamya’dan almakla beraber, ilaveler ve düzeltmelerle Anadolu’da ilk kanunları yapmışlardır. Medeni hukuk ve ceza hukuku büyük gelişme göstermiştir. Hitit kanunları, hür vatandaşlara olduğu kadar kölelere de mülkiyet hakkı tanıyordu.

İLK ÇAĞ DEVLETLERİNİN TEMEL GEÇİM KAYNAĞI, TARIM VE HAYVANCILIK OLDUĞU İÇİN TARIM VE HAYVANCILIĞI KORUMAYA YÖNELİK AĞIR CEZALAR İÇEREN KANUNLAR YAPMIŞLARDIR. ÖRNEĞİN; FRİGYALILAR ÖKÜZ KESENE ÖLÜM CEZASI VERMİŞLERDİR.HİTİTLERDE KRALIN BUYRUKLARINA KARŞI GELMEK, DEVLETE BAŞ KALDIRMAK BÜYÜK SUÇ SAYILMIŞ VE ÖLÜMLE CEZALANDIRILMIŞTIR. BU DA HİTİTLERİN MERKEZİ OTORİTEYE ÖNEM VERDİKLERİNİ GÖSTERMEKTEDİR.

Din ve İnanış

İlk Çağlarda Türkiye’de çok tanrılı bir din anlayışı hakimdi. Bu nedenle Anadolu için “Bin Tanrı İli” denilmiştir.

Anadolu’nun batısında kurulan medeniyetler Yunan tanrılarından, doğuda kurulan medeniyetler ise, Mezopotamya tanrılarından etkilenmişlerdir. Bu durum, Türkiye’nin coğrafi konumundan doğan tabii bir sonuçtur.

İLKÇAĞLARDA İNSANLARIN UĞRAŞ ALANLARINDAKİ GELİŞMELER İNANÇLARI ÜZERİNDE ETKİLİ OLMUŞTUR. ÖRNEĞİN; TARIM FAALİYETLERİNE ÖNEM VEREN FRİGYALILARIN EN BÜYÜK TANRI OLARAK TOPRAK VE BEREKET TANRIÇASI KİBELE’Yİ KABUL ETMELERİ GİBİ.

Sosyal ve İktisadî Hayat

Anadolu’da halk sosyal sınıflara ayrılmıştı. En üst sınıf olarak kabul edilen kral ve ailesi devletin yönetimini üstlenmiştir. Anadolu’da asillerden başka rahipler, sanatçılar, askerler, memurlar ve köleler gibi sınıflar da bulunuyordu.

ANADOLU’DA BU SINIFLARIN BULUNMASI TOPLUMDA EŞİTSİZLİĞİN OLDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR.

Ticarete büyük önem veren Lidyalılar, bu amaçla Efes’ten başlayarak Mezopotamya’ya kadar uzanan Kral Yolu’nu yapmışlardır.

Bu yolun yapılması sonucunda;

  • Doğu – Batı kültürleri arasında etkileşim artmıştır. Lidyalılar zenginleşmiştir.
  • Lidyalılar M.Ö. 700 yıllarında ilk parayı kullanmışlardır.
LİDYALILARIN PARAYI İCAT ETMELERİ; ALIŞVERİŞİ KOLAYLAŞTIRMIŞ, EKONOMİK HAYATI CANLANDIRMIŞ, SERMAYE BİRİKİMİNE VE FİNANS SEKTÖRÜNÜN OLUŞMASINA ORTAM HAZIRLAMIŞTIR. PARANIN KULLANILMAYA BAŞLAMASINDAN SONRA DEĞİŞ TOKUŞ (TAKAS) UYGULAMASI ORTADAN KALKMIŞTIR.

Denizci bir medeniyet olan İyonyalılar, Akdeniz ve Karadeniz’de koloniler kurarak ticaret faaliyetleriyle zenginleşmişlerdir. Bir devletin ekonomik, siyasal ve sosyal nedenlerden dolayı, kendi sınırları dışında ele geçirip yönettiği ülkeye veya topraklara koloni denir. Kolonilerin kurulmasında;

  • Hammadde ihtiyaçlarının karşılanması
  • Üretim fazlası mallar için pazar bulunması
  • Askeri gücün artırılmak istenmesi
  • Diğer devletlere askeri, siyasal ve ekonomik alanlarda üstünlük sağlama düşüncesi

etkili olmuştur.

Yazı ve Edebiyat

Anadolu’ya yazıyı Mezopotamya medeniyetlerinden Asurlular getirmiştir.

Hititler ve Urartular, Asurlulardan aldıkları çivi yazısını kullanmışlar, ayrıca Hititler kendi icatları olan hiyeroglif yazısını da kullanmışlardır. Frigyalılar, Lidyalılar ve İyonyalılar Fenike alfabesini kullanmışlardır.

Hititlerden kalan en önemli yazılı eserler anal adı verilen yıllıklardır. Hititler anallarla (yıllıklar) Anadolu’da tarih yazıcılığını başlatmışlardır.

HİTİT YILLIKLARINDA KRALLARIN, ZAFERLERİ KADAR YENİLGİLERİNİN DE YILLIKLARA YAZDIRILMASI TARAFSIZ BİR TARİH ANLAYIŞINA SAHİP OLDUKLARINI GÖSTERMEKTEDİR. BU YILLIKLAR, İLK ÇAĞ ANADOLU TARİHİNİN AYDINLANMASINDA ÖNEMLİ ROL OYNAMIŞTIR.

Bilim ve Sanat

Anadolu medeniyetleri içinde her yönden en ileri olanı İyonyalılardır. İyonyalılar özgür düşüncenin ve pozitif bilimlerin öncüsü olmaları yönüyle önem taşırlar. Felsefe, matematik ve tıp bilimlerinin temeli İyonya’da atılmıştır.

Hitit sanatı, Mezopotamya sanatının etkisinde gelişmiştir.

Heykelcilik ve kabartmacılık gelişen başlıca sanatlar olmuştur. Hititlerin en önemli kabartmaları Yazılıkaya ve İvriz kabartmalarıdır. Frigyalılarda dokumacılık, maden işçiliği, kaya mimarisi, Lidyalılarda dokumacılık, çömlekçilik, dericilik ve madencilik, Urartularda maden işlemeciliği, su mimarisi, İyonyalılarda ise, saray ve tapınak mimarisi gelişmiştir.

İskender İmparatorluğu

M.Ö. 337’de tahta geçen İskender, önce Yunanistan’daki bütün şehir devletlerini, sonra da Anadolu, İran, Irak, Suriye ve Mısır’da Perslere ait tüm toprakları kendine bağlamayı başardı. Büyük İskender’in Asya seferinin sonucunda Hellenizm uygarlığı doğmuştur. Büyük İskender, 33 yaşında öldü (M.Ö. 323). İskender’in ölümünden sonra kazanılan topraklarda bağımsız devletler kurulmuştur.

Roma İmparatorluğu

Romalılar; disiplinli, planlı ve teşkilatlı hareket ederek kısa sürede bütün İtalya’yı Roma’ya bağlamışlardır. Bu gelişmelerden sonra Romalılar, Doğu Akdeniz’e yönelmişlerdir. İskender İmparatorluğu parçalandıktan sonra Selevkoslar Krallığı’nı yenerek Türkiye topraklarının tamamına hakim olmuşlardır.

Roma İmparatorluğu’nun siyasal tarihinde; Krallık Cumhuriyet ve İmparatorlukdönemleri yaşanmıştır.
Roma’da patricilerle (soylular) plepler (Roma’ya sonradan gelen halk) arasında çatışmalar olmuştur. Romalılar Yunan kanunlarından yararlanarak 12 Levha Kanunlarını yapmışlardır.

Patrici – plep mücadelesi 12 Levha Kanunlarından sonra da devam etmiştir.Merkezi yönetimin zayıflaması, eyaletlerin güçlenmesi, Hristiyanlığın yayılması, Kavimler Göçü’nün meydana getirdiği kargaşa, iç savaşlara katılan orduların sınırları ihmal etmesi gibi nedenlerden dolayı Roma İmparatorluğu, Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmıştır (395). Bunlardan Batı Roma 476’da, Doğu Roma ise 1453’te yıkılmıştır.

GÜNÜMÜZ BATI DÜNYASINDA UYGULANAN HUKUK KURALLARININ TEMELİ ROMA HUKUKUNA DAYANIR. BU HUKUK KURALLARI BAZI DEĞİŞİKLİKLERLE BİZANS HUKUKU ADIYLA DOĞU ROMA’DA YÜRÜRLÜLÜKTE KALMIŞTIR.

Romalılar ticareti geliştirmek amacıyla Anadolu’da yeni yollar yapmışlar ve ihtiyaç duydukları ürünleri Anadolu’dan götürmüşlerdir.

Romalılar; Fenikeliler, İyonyalıların ve Yunanlıların geliştirdiği alfabeye son şeklini kazandırmışlar ve “Latin alfabesi”ni oluşturmuşlardır.

Mısır’dan aldıkları Güneş yılı esaslı takvimi, Sezar daha sonra da Papa XIII. Gregor dönemlerindeki düzenlemelerle bugün kullandığımız şekle getirmişlerdir.

Mezopotamya Medeniyetleri

Sümerler birbirinden bağımsız küçük şehir devletçiklerinden oluşan bir uygarlık kurdular.

Şehir devletleri arasında savaş eksik olmuyordu. Kuvvetli prensler, yakınındaki diğer şehirlere de söz geçirerek büyük krallıklar kuruyordu.

Mezopotamya’daki ilk medeniyet olan Sümerler, aynı zamanda tarihte bilinen ilk yazıyı da kullanmışlardır. M.Ö. 3000’lerde kullanılmaya başlanan yazı sayesinde kültür aktarımı kolaylaşmıştır.

Aşağı Mezopotamya’da bulunan Sümerlerin kralı Urugakina tarafından ilk yazılı kanunlar yapılmıştır (M.Ö. 2375). Bu kanunların cezalandırma yöntemi genel olarak “fidye” yani“bedel” sistemine dayalıydı.

Çok tanrılı dine inanan Sümerlerin kralları rahip – kral olarak bilinirdi. Öncelikle dini amaçlı yaptıkları “Ziggurat” adı verilen tapınaklar aynı zamanda rasathane ve soğuk hava deposu olarak kullanılmıştır.

Bilimde ilerlemiş olan Sümerler dört işlemi kullanmışlar ve dairenin alanını hesaplamayı başarmışlardır. Edebiyat alanında günümüze kadar ulaşan en önemli eserleri Yaradılış, Tufan ve Gılgamış destanlarıdır.

Akadlar tarihte bilinen ilk büyük imparatorluğu, ilk düzenli ve sürekli orduları kurmuşlardır. Ayrıca Sümer uygarlığını Ön Asya’ya yaymışlardır. Akadça geniş bir alanda diplomasi dili olarak kullanılmıştır.

I. Babil Devleti’nin krallarının en önemlisi olan Hammurabi ilk anayasa olarak kabul edilen“Hammurabi Kanunları’nı” yapmıştır. Bu kanunlar yapılırken daha önce uygulanan kanunlardan yararlanılmıştır. Urugakina kanunlarına göre daha sert cezalar vardır. Bazı suçlara kısas cezaları verilmiştir.

BABİL KRALI HAMMURABİ RAHİP – KRAL ANLAYIŞINI REDDEDEREK GÜCÜNÜ DİNDEN DEĞİL, ASKERİ KUVVETTEN ALMIŞTIR. MUTLAK KRALLIK SİSTEMİ HAMMURABİ İLE BAŞLAMIŞTIR.

M.Ö. 2000 yıllarında Asurlular, Anadolu’da ticaret kolonileri kurarak hem ticareti geliştirmişler, hem de Anadolu’da yazılı devirleri başlatmışlardır. Kayseri yöresindeki Kültepe’de ticaretle ilgili Asurca birçok tablet bulunmuştur.

Mısır Medeniyeti

Mısır medeniyeti, Nil nehrinin çevresinde kurulmuştur. Etrafının çöllerle çevrili olması, diğer medeniyetlerle daha az etkileşmesine neden olmuştur.

MISIR’DA FİRAVUN ADI VERİLEN İLAH – KRALLARIN SONSUZ YETKİYE SAHİP OLMALARI HUKUK ALANINDAKİ GELİŞMELERİ ENGELLEMİŞTİR.

Mısırlılar öldükten sonra dirilmeye inanmışlar ve bu nedenle diğer yaşamlarında kullanabilmek için bazı eşyalarını mezarlarına koymuşlardır.

Mısır sanatı dini ağırlıklıdır. Mısırlılar yeniden dirileceklerine inandıklarından cesetlerin bozulmamasına dikkat etmişler, bunun sonucunda Mısır’da mumyacılık gelişmiştir. Mumyacılık, insan vücudunun yakından tanınmasını ve Mısır’da tıp biliminin gelişmesini sağlamıştır.

Mısırlılar, resim yazısı denilen hiyeroglif yazısını kullanmışlardır. Gök cisimlerini incelemek için rasathaneler kurmuşlar ve astronomide oldukça ilerlemişlerdir. Bugün kullandığımız Miladi takvimin ilk düzenli şeklini Mısır medeniyeti oluşturmuştur.

Mısır ekonomisinin temelini tarım ürünlerinden sağlanan gelirler oluşturuyordu. Mısır’da ticaret de gelişmiştir.

Fenikeliler

Fenikeliler, Lübnan dağları ile Akdeniz sahili arasında kalan kıyı şeridine yerleşmişlerdir.

Arazilerinin tarıma elverişli olmaması ve Mısır’dan Anadolu’ya ulaşan ticaret yolu üzerinde bulunmaları Fenikelilerin ticaret alanında ilerlemelerini sağlamıştır. Fenikeliler şehir devletçikleri halinde yaşamış ve krallıkla idare edilmişlerdir.

Fenikeliler kurdukları kolonilere sadece ticari amaçlarını gerçekleştirmek için gittiklerinden dolayı askerliğe önem vermemişler ve kolonilerini yurt edinmemişlerdir. Bu nedenle kolonilerini kaybetmişlerdir.

DENİZCİLİK VE TİCARET FAALİYETLERİNDE GELİŞME GÖSTEREN FENİKELİLER, DOĞU VE ÖN ASYA UYGARLIKLARINDAKİ GELİŞMELERİ BATIYA TAŞIYARAK KÜLTÜRLER ARASINDA ETKİLEŞİMİ SAĞLAMIŞLARDIR.

Tarihe en önemli katkıları günümüzde kullanılan Latin alfabesinin temelini oluşturan 22 harfli ilk alfabeyi bulmalarıdır.

İbraniler

Tarihte ilk defa tek tanrılı bir dine inanan İbraniler, Musevilik dininin sadece kendi kavimlerine ait olduğunu kabul ederek diğer toplumlarda yayılmasını engellemişlerdir. Bu durum dünyanın değişik yerlerine dağılan Yahudilerin kendilerini korumalarını ve varlıklarını sürdürmelerini sağlamıştır.

Yunan Uygarlığı

MÖ 1200 yıllarında Yunanistan’a göç eden Dorlar Akaların egemenliğine son verdiler. Yunanistan’ın tamamına egemen olan Dorlar polis adı verilen şehir devletleri kurdular. Yunan şehir devletleri MÖ IV. yüzyılda Makedonya egemenliğine girmiştir.

Yunan uygarlığının önemli özellikleri şunlardır:

  • Yunanistan’da birbirinden bağımsız şehir devletleri kurulmuştur. Bu şehir devletlerinin özgür yaşamak istemesi ve birbirinin egemenliğini kabul etmemesi, Yunanistan’da siyasal birliğin kurulmasını engellemiştir.
  • Yunanistan’da sınıf ayrımı mücadelelere neden olmuştur. Sınıf kavgalarının çözümlenmesi ve toplumsal barışın sağlanması için Drakon, Solon ve Klistenes isimli arhonlar kanunlar yapmışlardır. Yunanistan’da yapılan kanunlarda;
  • Köylülerin borçları affedilmiş, borcunu ödeyemediği için köle durumuna düşenlere özgürlükleri geri verilmiştir.
  • Sınıf farklılıkları ortadan kaldırılmıştır.
  • Halk meclisleri açılarak, halkın yönetimde söz sahibi olması sağlanmıştır.
YUNANİSTAN’DAKİ BU UYGULAMALAR İLK ÇAĞ’DA DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİNİ BAŞLATMIŞTIR.
  • Yunanistan dağlık bir araziye sahip olduğu için tarıma elverişli toprak azdı. Bu nedenle halk geçimini zeytincilik, balıkçılık ve hayvancılıkla sürdürmeye çalışıyordu. Kolonizasyon hareketlerinin başlamasıyla Yunanlılar uzak ülkelerle ticaret yapmaya başladılar. Bunun sonucunda Yunanistan’da zengin bir orta sınıf oluşmuştur.
YUNANLILAR KURDUKLARI KOLONİLERE GÖÇ EDEREK YERLEŞMİŞLER VE YUNAN KÜLTÜRÜNÜN BURALARA YAYILMASINI SAĞLAMIŞLARDIR. YUNANLILAR KOLONİLERİNİ İKİNCİ YURTLARI SAYMIŞLAR, BU YÜZDEN UZUN SÜRE BURALARA EGEMEN OLMAYI BAŞARMIŞLARDIR.
  • Yunanlılar Fenike alfabesini kullanmışlardır. Yunanistan’da en çok gelişen edebi tür destanlar oluşmuştur. Bunlar arasında Homeros’un İlyada ve Odise destanları çok ünlüdür. Bu destanlar Yunanlılar arasında ulusal birlik duygusunu pekiştirmiş ve okullarda ders kitabı olarak okutulmuştur.
  • Yunanistan’da felsefe, tıp, tarih, aritmetik, geometri ve astronomi bilimlerinde önemli gelişmeler yaşanmıştır. SokratEflatun ve Aristo en önde gelen filozoflardandır. Tarihin bilim dalı haline gelmesinde Yunan tarihçilerinin büyük rolü olmuştur. Tarihin babası sayılan Herodotos’un dışında Tukidides de önemli eserler yazmıştır.

Hint Uygarlığı

Hindistan zengin bir ülke olduğu için sık sık istilalara uğramıştır. Ancak Hindistan’a gelen kavimler güçlü devletler kuramamışlar, kısa sürede yıkılmışlardır. Bu durumun en önemli nedeni Hindistan’ın insana gevşeklik veren iklimi ve istilâ hareketleridir. Hindistan’a yerleşen kavimler birbirleriyle kaynaşamamışlardır. Bu durumun en önemli nedeni “kast örgütü” dür.

KAST SİSTEMİ: KAST, MESLEKLERİ BABADAN OĞULA GEÇEN VE AYNI GELENEKLERE BAĞLI BULUNAN GRUPLAR TOPLULUĞUDUR. HERKES BABASININ MESLEĞİNE GİRMEK ZORUNDADIR. KASTLAR ARASINDA GEÇİŞ YOKTUR. AYNI KASTTAN OLMAYANLAR EVLENEMEZ. HER KASTIN KENDİ İÇİNDE DAYANIŞMASI VARDI. BU SİSTEM HİNT HALKININ KAYNAŞAMAMASININ VE MİLLET HALİNE GELEMEMESİNİN EN ÖNEMLİ NEDENİ OLMUŞTUR.

Çin Uygarlığı

  • Çin birbiri ardına göreve gelen hanedanlar tarafından yönetilmiştir. Çin’de halk asiller ve köylüler olarak ikiye ayrılmıştır. Köylüler özgür değillerdi ve asiller için çalışıyorlardı.
  • Çin’de Lao-Çe ve Konfiçyüs adlı filozofların dini ilkeleri yayılmış, sonraki dönemlerde Çinliler Budizm’i benimsemişlerdir.
  • Çinliler kendilerine özgü bir yazı kullanmışlar, barutpusulakağıtmatbaa vemürekkebi icat ederek dünya medeniyetinin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır. İpek böceğinden ipek elde ederek Çin’den Avrupa’ya kadar uzanan İpek Yolu’nun kurulmasını ve ticaretin yaygınlaşmasını sağlamışlardır.

Pers İmparatorluğu

İran’da kurulan Pers İmparatorluğu, yayılmacı bir politika izleyerek MÖ VI. yüzyılda Anadolu’nun büyük bölümüne egemen olmuştur. Anadolu’da 200 yıl kadar kalan Persler:

  • Anadolu’nun tamamına yakın bölümünü yönetimleri altına alarak bölgede siyasal birliği sağlamışlardır. Bu dönemde İran’daki eyalet yönetim anlayışını Anadolu’da uygulayarak yönetimi kolaylaştırmayı amaçlamışlardır.
  • Kültürel yönden Anadolu’da etkili olamayan Persler, bölgede asayiş ve güvenliği kurarak ticaret faaliyetlerinin gelişmesine katkıda bulunmuşlardır.

Pers İmparatorluğu, MÖ 334’te Makedonya Kralı Büyük İskender tarafından yıkılmış ve Anadolu’da Helenistik Medeniyet Dönemi başlamıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.